Haber Detayı
28 Ağustos 2021 - Cumartesi 22:27
 
GAZOZCU MUSTAFENDİ AMCA
Eski zamanlarda çok iyi muhabbetler olurdu terzi ve berber dükkânlarında; şimdilerde de öyledir ya.
GÜNDEM Haberi


Eski zamanlarda çok iyi muhabbetler olurdu terzi ve berber dükkânlarında; şimdilerde de öyledir ya.
Yapılan işin doğası uygundur buna. Hele zanaatkârın da dili tatlıysa demeyin gitsin akar gider zaman anlamazsınız.


Altmışlı yıllarda tam da böyleydi babamın terzi dükkânının atmosferi.

O yıllarda dinleyip tanık olduğum sohbetlerin tadı hala damağımdadır.

Kamyonuyla şehirlerarası yük taşımacılığı yapıp ayda bir anasını ziyarete gelen şoför İsmail abinin bitirim söylemleri, sivri beyaz sakalı oval tel gözlükleriyle Troçki'yi andıran Molla Nas'ın, Galiçya cephesindeki savaş anıları dün gibi hatırımdadır.


Bunların daha etkileyici olanları, Kırkağaç dışında yaşayıp da bayram nedeniyle anne babasını ziyarete gelen hemşehrilerimizin yaptığı sohbetlerdi şüphesiz.

İzmir'de gümrük muhafaza memurluğu yapan Sadık bey amcanın ahtapot pişirme tariflerini, daha ellili yıllarda ABD'de elektronik üzerine eğitim alan, Aselsan kurucusu Hacim Kamoy amcanın Şikago caddelerinde, insanların kırmızı ışıkta soygun
korkusuyla kilitledikleri otomobil kapısı anılarını dinlemek, inanılmaz tatlar bırakmıştır çocuk belleğimde.


Yine böyle bayram öncesi günlerden birinde, belki de bir arafe günü, takım elbiseli, yüzündeki dinginlik, sahip olduğu iç huzuruyla dikkati çeken, yetmişli yaşlarda bir amca bekliyordu babamın dükkânında beni. Daha içeri girer girmez "Öp bakalım Mustafendi amcanın elini" diye seslendi babam.


Tanışma faslının ardından da yaşamımı en çok etkileyen sohbetlerden birini başlatacak olan sözleri dillendirdi; belli ki çok önemsiyordu konuğunu. "Anlat Mustafendi amca anlat, siz yarın tarih olursunuz
unutulur gider bu memleket için yaptıklarınız. Bu çocuklar yaşatsın sizi anılarında"
diyerek başlattı o unutulmaz sohbeti.

Gazozcu Mustafendi amca sağ elinin işaret ve baş parmaklarını kullanarak yeleğinin cebinden çıkardığı minik bir çakıyı bana göstererek "Bak evlat, ben bu çakı sayesinde Mustafa Kemal'in yazıcısı oldum Çanakkale Savaşlarında " diye başladı anlatmaya.

 

Yaşamımın en unutulmaz canlı tarih dersiydi benim için. Savaşın ne inanılmaz şartlarda sürdürüldüğünü kazımıştım çocuk beynime; tabi vatanseverliği de.

 

O yılların az sayıdaki eğitimli insanlarından biriydi Gazozcu Mustafendi amca.

 

Çanakkale Savaşlarında cephede Mustafa Kemal'in komuta ettiği alayda yapıyormuş askerliğini. Bir gün siperlerdeki askerlere, yazılı bir emir gönderilmesi gerektiğinde oturmuş derme çatma masanın başına Mustafa Kemal; lakin emri yazacak bir kalem yokmuş kimselerde. Kısa süren bir aranıştan sonra "Ben kalem bulurum komutanım" diye atılmış ortaya Mustafendi amca. "Nasıl" diye sormuş komutanı. İşte o zaman cebinden çıkarıp bana gösterdiği çakıyı gösterip "Bununla komutanım" demiş. Ardından kestiği söğüt dalından bir divit kalem yapmış komutanına.

 

Mürekkep hokkasına batırıp yazılmış siperlere gönderilecek emir.

 

O günden sonra Mustafa Kemal'in yazıcısı olmuş askerliği boyunca.

 

İngilizlerden ele geçirilen ve askerimizin 'şeytan arabası' diye kırıp parçaladığı bisiklet hurdalığından
seçtiği parçalarla bir bisiklet yapmış kendisine. Bir kaç günlük çalışma sonunda öğrenmiş bisiklete
binmeyi.

 

Artık komutanının yazdığı emirleri siperlere götürürken katır yerine bisikleti kullanıyormuş.

Bunu gören askerlerimiz şaşkınlıkla "Aaaa! Hem Müslüman hem şeytan arabasına biniyor" diye şakınlıkla ifade ediyorlarmış kendilerini.

 

Aç durup İngilizlerden ele geçirilen barbunya konservelerini süngüyle delerek çöpe atmaları da ayrı hikaye.


Savaş bitince Mustafendi amca memleketi Kırkağaç'a döner; elektrik fabrikasında teknisyen olarak
çalışmaya başlar.

Bu arada çocukluğumda sıcak yaz günleri içtiğim gazozları üreten imalathaneyi açar.


Gelin görün ki Kırakağaç halkı haramdır diye bu güzelim sade gazozları içmez.

 

Bunun üzerine bir çare düşünen Mustafendi amca gittiği cuma namazından sonra, günün etkili sözü dinlenir, müftüsünün koluna girip durumu anlatırken... Birlikte Müftü Hanı'ndaki imalathaneye gelirler. Yanlarında da cemaatten hatırı sayılır miktarda insan vardır.

 

Mustafendi amca müftüye makinaları gösterir. Gazoz denen içeceğin su,
şeker ve bildiğimiz içme sodasından üretildiğini anlatır ve bir üretim uygulaması gösterilir.

 

Ardından "Ver oğlum müftü efendiye soğuk bir gazoz" deyince, yardımcısı önceden toprak bir kapta su içinde soğutulmuş gazozu açıp verir Kırkağaç müftüsüne.

 

Sıcak yaz günü pek iyi gelir gazoz içmek müftü efendiye; ardından bir de geğirince "Ohh! Güzelmiş yahu" diye seslenir çevresindekilere.

 

Müftünün olur vermesinin ardından gazoz içmeye başlar sevgili hemşehrilerimiz.

 

Gazozcu sıfatı da buradan gelmektedir Mustafendi amcanın.

 

Yine bir 30 Ağustos gelirken canlanıverdi anılar.

Biz de yazdık.

Bazı şiirlerin öyküleri olur demiştik ya, bu da öyle bir şey işte.

 

-----------ŞİİR-----------

 

TARİHİN AYNASINDA


Kaç değer yok oluyor
Belleğimizde
Dün gece
Tarihin puslu aynasında
Gördüm onları...

 

Gülümsüyor Galiçya'da
Esir düşen Molla Nas
Emir taşıyor Gelibolu'da
Bir siperden diğerine
Gazozcu Mustafendi...

 

Soğuyor elleri yavaştan
Bakışları donuklaşıyor
Bir ağaç altında
Çanakkale'de yatıyor
Annemin hiç görmediği dedesi...

 

Kararıyor ayna, silikleşiyor yüzler
Kaç bellekte kaldı izleriniz
Adsız kahramanları yurdumun
Emeğin cumhuriyeti için
Görev bizdedir, rahat uyuyun...

 

..............        ..............

Kaynak: (KYS) - Kırkağaç Yazın Seçkileri Editör: M.Güneş
 
Etiketler: GAZOZCU, MUSTAFENDİ, AMCA,
Haber Videosu
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı