




|
||
| GAZOZCU MUSTAFENDİ AMCA | ||
| Eski zamanlarda çok iyi muhabbetler olurdu terzi ve berber dükkânlarında; şimdilerde de öyledir ya. | ||
| GÜNDEM Haberi | ||
![]() |
||
Eski zamanlarda çok iyi muhabbetler olurdu terzi ve berber dükkânlarında; şimdilerde de öyledir ya.
O yıllarda dinleyip tanık olduğum sohbetlerin tadı hala damağımdadır. Kamyonuyla şehirlerarası yük taşımacılığı yapıp ayda bir anasını ziyarete gelen şoför İsmail abinin bitirim söylemleri, sivri beyaz sakalı oval tel gözlükleriyle Troçki'yi andıran Molla Nas'ın, Galiçya cephesindeki savaş anıları dün gibi hatırımdadır.
İzmir'de gümrük muhafaza memurluğu yapan Sadık bey amcanın ahtapot pişirme tariflerini, daha ellili yıllarda ABD'de elektronik üzerine eğitim alan, Aselsan kurucusu Hacim Kamoy amcanın Şikago caddelerinde, insanların kırmızı ışıkta soygun
Gazozcu Mustafendi amca sağ elinin işaret ve baş parmaklarını kullanarak yeleğinin cebinden çıkardığı minik bir çakıyı bana göstererek "Bak evlat, ben bu çakı sayesinde Mustafa Kemal'in yazıcısı oldum Çanakkale Savaşlarında " diye başladı anlatmaya.
Yaşamımın en unutulmaz canlı tarih dersiydi benim için. Savaşın ne inanılmaz şartlarda sürdürüldüğünü kazımıştım çocuk beynime; tabi vatanseverliği de.
O yılların az sayıdaki eğitimli insanlarından biriydi Gazozcu Mustafendi amca.
Çanakkale Savaşlarında cephede Mustafa Kemal'in komuta ettiği alayda yapıyormuş askerliğini. Bir gün siperlerdeki askerlere, yazılı bir emir gönderilmesi gerektiğinde oturmuş derme çatma masanın başına Mustafa Kemal; lakin emri yazacak bir kalem yokmuş kimselerde. Kısa süren bir aranıştan sonra "Ben kalem bulurum komutanım" diye atılmış ortaya Mustafendi amca. "Nasıl" diye sormuş komutanı. İşte o zaman cebinden çıkarıp bana gösterdiği çakıyı gösterip "Bununla komutanım" demiş. Ardından kestiği söğüt dalından bir divit kalem yapmış komutanına.
Mürekkep hokkasına batırıp yazılmış siperlere gönderilecek emir.
O günden sonra Mustafa Kemal'in yazıcısı olmuş askerliği boyunca.
İngilizlerden ele geçirilen ve askerimizin 'şeytan arabası' diye kırıp parçaladığı bisiklet hurdalığından
Artık komutanının yazdığı emirleri siperlere götürürken katır yerine bisikleti kullanıyormuş. Bunu gören askerlerimiz şaşkınlıkla "Aaaa! Hem Müslüman hem şeytan arabasına biniyor" diye şakınlıkla ifade ediyorlarmış kendilerini.
Aç durup İngilizlerden ele geçirilen barbunya konservelerini süngüyle delerek çöpe atmaları da ayrı hikaye.
Bu arada çocukluğumda sıcak yaz günleri içtiğim gazozları üreten imalathaneyi açar.
Bunun üzerine bir çare düşünen Mustafendi amca gittiği cuma namazından sonra, günün etkili sözü dinlenir, müftüsünün koluna girip durumu anlatırken... Birlikte Müftü Hanı'ndaki imalathaneye gelirler. Yanlarında da cemaatten hatırı sayılır miktarda insan vardır.
Mustafendi amca müftüye makinaları gösterir. Gazoz denen içeceğin su,
Ardından "Ver oğlum müftü efendiye soğuk bir gazoz" deyince, yardımcısı önceden toprak bir kapta su içinde soğutulmuş gazozu açıp verir Kırkağaç müftüsüne.
Sıcak yaz günü pek iyi gelir gazoz içmek müftü efendiye; ardından bir de geğirince "Ohh! Güzelmiş yahu" diye seslenir çevresindekilere.
Müftünün olur vermesinin ardından gazoz içmeye başlar sevgili hemşehrilerimiz.
Gazozcu sıfatı da buradan gelmektedir Mustafendi amcanın.
Yine bir 30 Ağustos gelirken canlanıverdi anılar. Biz de yazdık. Bazı şiirlerin öyküleri olur demiştik ya, bu da öyle bir şey işte.
-----------ŞİİR-----------
TARİHİN AYNASINDA
Gülümsüyor Galiçya'da
Soğuyor elleri yavaştan
Kararıyor ayna, silikleşiyor yüzler
.............. .............. |
||
|
||
| Etiketler: GAZOZCU, MUSTAFENDİ, AMCA, |
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.









