




|
||
| ÇALIŞTAY HEPİMİZİN OLMALI | ||
| Tartışmalı ve ayrılıklarımızı birleştirici unsur olarak değiştirmeliyiz. Çünkü mevzubahis olan Kırkağaç...Ancak tehlikeli olanlar, şahsi çıkar gözleri ile olaya bakanlardır. Onları dikkate almamak lazım. | ||
| GÜNDEM Haberi | ||
![]() |
||
Sevgili dostlar, bundan önceki Yorum-Haber yazımda anlattıklarım hakkın da çok çeşitli renklerde tepkiler aldım. Hepsini saygı ile karşılıyorum. Ancak bu saygım bir gerçeği anlatmama engel değil. Tepkiler, ismini verdiğim üç isim üzerinde yoğunlaştı. ( İşin doğrusu teşekkür edenleri ayrı tutuyorm. Çünkü bir tane teşekkür tepkisi almadım.) Bunu gayet normal görüyorum. Çünkü bu teşekkürü bana yapmayı göze alamayan dostları pek iyi anlıyorum, hakta veriyorum. Beni anlamalarını beklemedim hiç. Önceden de anlamamışlardı çünkü. Onlar hayatın akışında erisinler. Tepkileri sitem etmekle sınırlı dostlarıma olacak öğütlerim. Neyi bilmediklerini umursamayan bu dostlarıma geçmişden örnek vermeyeceğim. Çünkü geçmişte de önyargılı ve tutcuydular. Ve üstelik solcuydular (!). [Solculuk her neyse ?] Dr. Sami M. Kireşçi'nin 1966-81 yılları arasında ki verilerinden çıkardığım sonuçları paylaştım. Ruhları Şaad olsun dedim. Rahmetli Halit Kayadipli, Orhan Davut ve Kazım Kayadipli dönemleri elimizde ki verilerde Kırkağaç'ın en yükselen yıllarını gösteriyor. Olduğu kadarı ile en yüksek veriler bu üç ismi gösteriyorsa, ben bu arkadaşların keyifleri olsun diye rakamları kadük mü edeyim? İnkarcı mı olayım? Bu arkadaşlar mutlu olup koltuklarına rahatçana yaslansınlar diye, elimizde ki kayıtlı verileri yok mu sayayım? Bu dostlara önerimdir ve hatta nasihatımdır, ortaya resmi olarak konulmayan bir konu hakkın da, önyargılı olmamaları ve bu fikirlerin harmanlanacağı, bu sürece katılıp, inandıklarının doğruluğunu kanıtları ile ortaya koymalarıdır. ('Ben bu ortamda olamam' demek işin kolayı.) Çünkü Kırkağaç Çalıştayı kimsenin özünde anılacak bir olay olmamalı ve doğrusu da teorisini yapanından böyle öğrendim, böylede lanse etmeye çalışıyorum. KırkağaçTV ailesin de, bu konuda ben bunu, bu biçimde üstleniyorum. Başka dostlar daha farklı anlayabilirler. Ve en önemlisidir; KırkağaçTV kişiye mahsus bir platform değildir. Bunu tekrar etmek lazım; KIRKAĞAÇ TV SADECE YAZANLARIN, YAZMASINI BECERENLERİN PLATFORMUDUR. ASLA KİMSE BU PLATFORM ADINA BİR POLİTİK GÖRÜŞ VE BİR MAL EDİLMİŞLİK İDDİASINDA BULUNAMAZ. BULUNMAMALI. BU PLATFORM KIRKAĞAÇ YAZIN DOSTLARININDIR. YANİ YAZANLARINDIR. Burada kendi adıma tecrübe ile tespitlidir söyleyeceklerim, şunu söyleyecek hakkımın olduğunu biliyor ve inanıyorum; "Bu zatı muhteremler oturdukları koltuklarda ki minderleri bile ısıtamayan enerji ile hayata tutunanlardır." Hiç hatalı değildir bu tespitim. Yaşadım. Biliyorum. Tıpkı Nasrrettin Hoca öyküsünde ki ODUNCU olayı gibidir. Anlatayım bari. Bir çokları bilir bunu. "Hoca kadı. Bir 'Odun Kırıcı' odun kırmak için bir müşterisi ile anlaşır. Gider odunları kırmaya. Bu arada meşhur 'GÖZÜ AÇIK' da 'Odun Kırıcı' yı takip eder. Varırlar odun yığını önüne. 'Odun Kırıcı' başlar odunlara balta sallamaya. 'Odun Kırıcı' her baltayı vurdukça 'Gözü Açık' uzaktan 'hınk' diye hınklamış. Neyse odunlar kırılmış 'Odun Kırıcı' emeğinin karşılığı olarak anlaştığı 3 gümüş parayı almış ki, 'Gözü Açık' bitivermiş yanıbaşında. - Yarısı benim bu paranın... demiş. 'Odun Kırıcı' buna itiraz etmiş... Neyse sonuç olarak olay, Kadı Efendiye kadar çıkmış Kadı Efendi Nasrettin Hoca. -Anlatın bakalım nedir hakikat ? Demiş. Olayı anlatmışlar. Hoca sakalımı okşamış dönmüş 'Odun Kırıcı'ya 'ver bakalım o gümüş paraları' demiş. 'Odun Kırıcı hınk mınk ederek vermiş gümüş paraları. Hoca almış gümüş paraları, önünde ki mermer masaya bırakmış tek tek; paralar masaya düştükçe 'trink, trink, trink,' diye ses çıkarmış. Hoca adaletini uygulamaya sokmuş. - Ey 'Gözü Açık', al demiş bu 'trink ler senin', gümüş paraları da 'Odun Kırıcı'ya uzatmış. 'Al bunlarda senin...' demiş. Hikaye bu. Yarın 'TRİNKÇİLER' le hakikatte 'ODUN KIRICILAR' bir mermer masada karşılaşırlar umuyorum. Ve bir Nasrettin Hoca Adaleti orada hazır olur... Bu sadece bir dilek. Yaşamın akışına inanıyorum ben. Bu gün bir hikayedir anlattığım. Sadece anlatı...Ama hayatımızda yaşanan ise gerçektir. Bu dostlarımızda 'Gözü Açık'ın günümüze uyarlanan biçimleridir. (Keşke olmasalardı) Hiç bir şey yapmadan yapılanlara karşı durum takınmayı hüner sanıyorlar. Amerikayı sadece coğrafya olarak gören dostum, kendince bilgi deposudur. (Gerçekde öyledir ama hayata uygulamakta cimridir.) Geçmişde yukarıda isimlerini saydığım isimlere karşı, mücadele edenlerin yaşarken bir kere olsun yanında olmayanlar şimdi birden bire 'kemik sızlatma' tespitçisi olmuşlar. Hiç bir şekilde bir turşuya tuz olamayanlar nedense birden bire tuzluk arar olmuşlar. Yapmayın sizlerin ucuz hevesleriniz burada sözü edilen mükemmeliğin gölgesinde ki ısıya bile dayanamaz. Kırkağaç'ın tüm paydaşları bu dinazorlara aldırış etmeden omuz verdiklerini deklare ettiler. Gerisi çok önemli değil. Mevzubahis Kırkağaç çünkü. Memleketimiz Kırkağaç. Nokta. |
||
|
||
| Etiketler: ÇALIŞTAY, HEPİMİZİN, OLMALI, |
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.









